
Derbili haftaların temaşası farklı oluyor elbette. Tartışmaları bitmiyor, uzatılıyor da uzatılıyor. Az önce(dün gece itibariyle) Kanaltürk'te Son Kale'yi seyrettim. Özetle, Daum sezon sonunu çıkartamaz deniyordu. Bir ay önce Mustafa Denizli için aynı şeyler söyleniyordu. Galatasaray, Bursaspor'a yenilirse Rijkaard için de söylenecek, buna eminim.Türk futbolu bir garip sahiden. Aslında sadece futbol değil, insanlarımız da garip. Bu da doğal olarak futbola sirayet ediyor. Ne zaman, ne olacağı belli olmaz derler ya, bu söz tam bizi anlatıyor. Bu tür sözlerin ve benzeri atasözlerinin bizden çıkmasına şaşırmamak lazım. Haftanın ilk maçında, Gaziantepspor-Bursaspor maçı beraberliğe doğru yavaş yavaş süzülüyordu ki Olcan çıktı sahneye. Sezonun en iyi çıkış yakalayan oyuncularından Olcan, öyle bir kırmızı görmüş ki gözümdeki kredisi sıfırlanmasa da bir hayli düştü. Sonrası malum zaten. Bursaspor saldırmış ve seken topta Kirita'nın golü gelmiş. Bursa için mükemmel sonuç. Bir takım başarılı olmak istiyorsa kötü oynarken de kazanmalı. Bursa buna yavaş yavaş alışıyor. Kötü oynamaya alışmamalılar yalnız. Jose Couceiro'yu böyle bir mağlubiyetten sonra kovacaklar diye çok korkuyorum. Antep maçlarını bir de Couceiro için izliyorum neredeyse. Allah'tan İbrahim Kızıl çok da sabırsız bir başkan değil. Geçelim pazar gününe. Eskişehirspor'un rahat olmasa da galibiyet alacağını umuyordum ama skorbord maç sonunda beraberliği gösteriyordu. Gerçi özetlere göre kim kazansa şansına kazanacakmış. Beraberlik, en hakça sonuç olmuş anlayacağınız. Maçtan ziyade, saha dışı olaylar ve hakem kararları konuşulmuş. Saha dışı için artık birşey demeyeceğim ama hakem kararları sahiden zıt. İki kırmızı da çok çok ağırdı. Hele Ankaragücü'nün maçı, tamamen Antalyaspor üstünlüğünde geçmiş. Ali Zitouni, Necati Ateş ve Serge o kadar enteresan goller kaçırmış ki 1 puanı zor durumdaki Denizlispor'a hediye etmişler. Hediye, mediye dedik ama Denizli'nin golünü atan Darryl Roberts'ın hakkını yemeyelim. Antalyasporlu forvetlerin yapamadıklarını çok şık bir vuruşla o yapmış. Maçtaki performansından ötürü tebrik edeceğim bir diğer kişi, Antalyaspor teknik direktörü Mehmet Özdilek. Toplama takımıyla çok başarılı maçlar çıkartıyor ve bence, son dönem teknik direktörlerimiz içinde ayrı bir yeri hak ediyor. Yeni bir Lucescu doğuyor!Derbeder İBB yine dert haftasındaydı. Gençlerbirliği, Hurşit ve Kahe'nin etkili oyunuyla rahat bir galibiyete imza attı. Tum'un golü, skoru belirlemekten öteye gitmedi. Gençler'de bu hafta 91 doğumlu Mahmut Boz, 11'de sahaya çıktı. Maçın tamamını seyredemediğim için oyunu hakkında birşey diyemeyeceğim ama izleyen dostlardan yorumları bekliyorum. Ayrıca, kendimi tekrar ediyormuşum gibi geliyor ama Hasagiç'in İBB yatışı sürüyor. Bosna'da 11 oynayan Hasagiç'i İBB'de kaleye geçirtmeyen başka sebepler var, artık buna eminim. Ah, bir de ne olduğunu şartlarında- Crouch Messi'den daha etkili olur tezimi bire bir hayata geçiriyor. Bunun için onlara teşekkür ediyorum. Crouch-Messi hikayesini merak edenlere biraz sabretmelerini rica ediyorum. İlginç bir yazı bizleri bekliyor. Neyse, biz maça geçelim. Kayserispor'un kazanacağı zaten bekleniyordu ama skor da çok tahmin edilebilir bir sonuç oldu. Zaten kime sorsan, önce 2-0 derdi. Kayserispor iyi takım, sağlam takım. Bu şekilde lig sonuna kadar gidemezler ama ilk 6 için önleri açık. Diyarbakırspor'sa deplasman kayıplarına devam ediyor. Lige çok da iyi başlamışlardı halbuki. Diyarbakır için iç saha maçları ayrı bir önem taşıyor artık. Yavaş yavaş tehlike hattına gidiyorlar, iç sahada kazanamazlarsa tehlike çanları susmamak üzere çalmaya başlar.Ve zurnanın zırt dediği yerdeyiz. Kasımpaşa hak ederek Trabzonspor'u yenmiş. Peki, bunun üzerine Sadri Şener ne demiş? "Teknik direktör ben olsam dahi takım kazanırdı." O zaman teknik direktör getirmeye gerek yok ki! Takımın başına Sadri Şener geçsin, Kasımpaşa'yı dışarıda yendiğine göre içerideki en az 10 maçı da kazanır zaten ve ligde paşa paşa ilk 6'ya girer. Bu konuyu bir önceki postta uzun uzadıya değerlendirdiğimiz için şimdi fazla girmiyorum ama Kasımpaşa ve Yılmaz Vural'ı tebrik etmeden geçemiyorum. Kasımpaşa iyi yolda, böyle giderse ligde rahat rahat kalır. Yılmaz Vural da Çaykur Rizespor günlerinden sonra ilk defa başarılı bir grafik çiziyor. Oyuna sonradan giren 1992'li Hasan Ahmet Sarı, kabus gibi güne "yüz yıkama" arası gibi geldi. Trabzonspor için berbat günün güzel tek öznesi Ahmet Sarı'ydı. Haftanın Antrenörü: Mustafa Denizli (Beşiktaş)Haftanın Oyuncusu: İbrahim Üzülmez (Beşiktaş)Haftanın Genç Oyuncusu: Barış Başdaş (Kasımpaşa)Haftanın Hakemi: Kuddusi Müftüoğlu Super Lig'de 13. Haftanın 11'i;Haftadan Sayılar;Toplam Gol: 21Sarı Kart: 30Kırmızı Kart: 5Ceza Tahtası:Basit Kırmızı Kartlar: Ligimizin başlıca problemlerinden biri profesyonelliği içine sindiremeyen futbolcular. Profesyonellik yalnızca gece erken yatıp sabah erken kalkmak; yediklerine, içtiklerine özen göstermek gibi şeyler değil. Takımını 10 kişi bırakmamak da profesyonelliğin kurallarından. Kazım'ın profesyonel olmak gibi bir derdi yok ama Olcan'a ne demeli? Çıkış yaptığı günden bu yana ilk kez bu kadar verimli ama en olmayacak anda ve en olmayacak pozisyonda ikinci sarıyı görüp takımını 10 kişi bırakıyor. Keza Mamadou Diallo. Daha 32. dakikada çift sarıdan atılmayı başararak takımının puan ümitlerine son noktayı koyuyor. Ne diyelim, bravo!
- 01 / 12 / 2009



Etiketler
Popüler Etiketler
- futbol (530)
- spor (326)
- calcio (235)
- galatasaray (169)
- fenerbahce (166)
- saglik (160)
- foto (140)
- genel (108)
- massimo (90)
- saglikbilgileri (84)
- turkcellsuperlig (80)
- genelsaglik (67)
- beslenme (64)
- video (62)
- besiktas (54)
- sampiyonlarligi (53)
- yasam (51)
- diyet (49)
- blog (49)
- medya (49)
