Tek kelimeyle özetlemek gerekirse muhteşem bir geceydi. Türk takımlarının destan yazmaya alıştığı Old Trafford Stadyumu'nda 3 büyüklerden bir diğerindeydi destanı kaleme alma sırası.Manchester United, savunması haricinde yedek ağırlıklı bir takımla sahaya çıkmıştı. 4-4-2'nin hücuma yönelik tarafı, maksimum derecede hızlı futbolculardan kuruluydu. Kanatta Obertan ve ileride Macheda girdikleri bire birlerle çok tehlikeli pozisyonlar buldular. Göbeği iyi kapatan savunma oyuncuları ve inanılmaz savaşan bekler, 0'lük gol şansı tanımadı İngilizlere.Dakikalar 20'ye geldiğinde Tello'nun artık klasikleşen "O. Trafford görmüş Türk takımı" golüyle 0-1 öne geçti Beşiktaş. Kaderin cilvesi demek lazım herhalde buna. Boliç'in şutunda sekip Peter Schmeichel'ın koruduğu kaleye giden top, bu kez Foster'ın kalesine doğru süzülüyordu.Ardından çok iyi savaşan bir Beşiktaş seyrettik. Aslına bakarsanız Beşiktaş'ın en sevdiği şekle döndü oyun. TSL'de bu tür durumlarda defansa gömülüp pek fazla pozisyon vermiyordu Beşiktaş fakat bu gece, Manchester'ın ciddi kanat akınları oldu ve bu anlarda sahneye bir kahraman çıktı; Rüştü Reçber.Şimdi filmi geriye saralım. 1.5 ay önceye gidelim. Beşiktaş, CSKA'da 2-1 kaybetmiş ve yine bir "Türk klasiği" olarak havaalanı basılmış. O gece havaalanını basan vefa duygularından yoksunlar, bu gece Rüştü'nün inanılmaz performansına seyirci oldu. Sadece son dakikalardan bahsetmiyorum, ilk yarıda da çok iyi işler yaptı Rüştü. İlk yarının son dakikalarında Fink'in kaçırdığı gol, maçın düğüm anıydı. O top filelere gitse belki de oyun daha erken kopacaktı. Ama bazen böyle dememek lazım; futbol bu, ne zaman ne olacağı asla belli olmaz!İkinci yarıda bir Alex Ferguson klasiği olarak yıldızlar sahneye çıkmaya başladı. Pozisyonlar da son 10 dakikada sıklaşmak kaydıyla gittikçe arttı. Zorunlu değişiklikler oyunun şeklini değiştirdi elbette. Fakat bu değişiklikler olumlu sonuçlar da verdi bana göre. Sağ bekte aksamaya başlayan İbrahim Kaş ve Ekrem Dağ, Erhan Güven takviyesiyle bir anlamda kendine geldi. Toraman'ın sakatlığı elbette büyük bir kayıptı. Çok önemli pozisyonlar kesti. Keza Tello da. Sakatlanmasa da büyük bir ihtimalle değişecekti ama planlar bir nebze aksadı.CSKA'nın 0-1 geriden gelip maçı kazanmayı başarması, güzel gecenin tek hüznüydü. Artık tüm kozlar, İnönü'de paylaşılacak. Wolfsburg-Manchester maçının da ayrı bir önemi var artık.Futbol çok garip sahiden. Daha 1 ay önce, -ben de dahil olmak üzere- Beşiktaş'ı ve Mustafa Denizli'yi eleştirirken ortam bir anda bahara döndü. Yıldırım Demirören, şeref tribününde köpürürken ardı ardına mutlu haberler geldi. Futbol, hayata fena halde benziyor. Bu düşünceyi kanıksayıp çılgınlaşmayalım yeter.Maçın yıldızı Rüştü'ydü elbette. İsmail Köybaşı, kendini Alex Ferguson'a ispat etmek amacıyla mı bilmiyorum ama mükemmel oynadı. Çok koştu ve savaştı. Mustafa Denizli, burada çok önemli bir hamle yapıp Köybaşı'nı açık olarak oynattı. Köybaşı bek olarak oynasa bu performansı ortaya koyamazdı, buna eminim. İsmail Köybaşı'nın ardından İ. Üzülmez, Ernst, Ferrari, Fink, Ekrem, İ. Kaş ve Toraman maçın diğer yıldızlarıydı. Aslında tüm Beşiktaşlılar çok çok iyi oynadı, kimseye haksızlık etmeyelim. Sahaya çıkan tüm futbolcuları bu listeye katalım.Şampiyonlar Ligi tecrübesi Galatasaray ve Fenerbahçe'den az olan Beşiktaş için çok çok önemli bir galibiyet bu. Yeter ki Chelsea galibiyetinden sonra olduğu gibi rehavete girmesin Kara Kartal. Çünkü, Avrupa'da başarının yolu buradan geçiyor. Artık tüm gözler CSKA sınavında. 
  • 01 / 12 / 2009