Son zamanlarda giderek daha da küreselleşen ve küreselleştikçe daha da ufalan gezegenimizdeki üst düzey futbol kulüplerinin bile bırakın dışarıdan yönetici ithal etmeyi kulübün hisselerinin neredeyse tamamına yakınını yabancı sermayelere satıyor olduğunu görmekteyiz..Global ekonomik düzenin kaçınılmaz sonlarından biri olması açısından genel olarak normal karşılanan bu durum, taraftarların kulüplerine karşı hissetmiş oldukları aidiyet bağlarını ciddi derecede etkileyerek rahatsızlık veriyor olsa da futbolun artık sadece bir oyun olmadığı söyleminden beslenerek günümüzün bir gerçeği haline geldi ne yazık ki..Açıkçası kendi adıma ben de gönül vermiş olduğum kulübümün, takımım ve hatta ülkem ile hiçbir alakası olmayan bir şirketin ya da üçüncü şahısların eline geçmesini rahatça sindirip kabullenemem; orası ayrı..Fakat Türk orjinli olmalarına rağmen yönetici kadrolarının önemli bir kısmını dışarıdan yapmış oldukları yönetici transferleriyle oluşturan finans, sigorta, otomotiv ve kozmetik gibi alanlarda hizmet sunan şirketlerin oluşturduğu sektörlere neden futbolu da ekleyemediğimizi anlamakta güçlük çekiyorum..Futbol sektöründe teknik direktörünü ya da futbolcusunu günümüzün postmodern eğilimlerine uyarak yabancı ülkelerden transfer eden oluşumun aynı icraatı, işlerinde son derece profesyonel olan ve yerli yöneticilere göre çok daha az maliyet ile görev yapan yabancı yöneticiler konusunda gösteremiyor oluşları bana ilginç geliyor doğrusu..Özellikle Türk futbolunun lokomotifleri olarak anılan Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor gibi 4 büyük takımın onlarca, hatta yüzlerce trilyonu bulan borçlanmalarını, amatörce yapılan transferleri, acemice hazırlanan sözleşmelerin getirdiği saçmasapan sebeplerle ödenen yüklü tazminatları düşündüğümüzde pek de ütopik bir beklenti olmasa gerek bu..Fakat ülkemizdeki futbol yöneticiliği kavramı, bastırılamamış bir takım egoların masturbasyon aracı olmaktan ve sürekli gündemde kalarak kendi reklamını, dolayısıyla da sahip olduğu şirketlerinin reklamını yapmaya çalışanların arenası haline gelmekten öteye gidemiyor maalesef..Tabii ki dışarıdan transfer edilecek profesyonel yabancı yöneticileri tutup da "Başkan-asbaşkan" "Halkla ilişkiler" ya da "Sosyal dernekler" gibi branşlarda görevlendirmek yerine "Dış ilişkiler" "Mali işler koordinasyonluğu" "Hukuk ve kurumsal ilişkiler" "Sportif direktör" veya "Altyapı ve transfer" gibi branşlarda görevlendirsek kendi adıma eminim ki şimdikinden çok daha kaliteli, ciddi, profesyonel ve adil bir yöneticilik örneği sergilenir kulüplerimizde..Üstelik bu maaşlı yabancı profesyonellerin görev yapmış olduğu ortamda adam kayırma ya da torpil gibi etkenlerin de neredeyse tamamen ortadan kalkacağını söylemeye gerek bile yoktur sanırım..Sonuç olarak bu yazmış olduğum yazı birilerine her ne kadar "Alice' in Harikalar Diyarı" kıvamında gözükecek olsa da mutlu son ile biteceği kesin olan bu masalın gerçekleşmesini ümit edeceğim sonuna dek..Great White 
  • 23 / 09 / 2009