“Medya” ve “Gündem” kelimeleri son yıllarda, olması gereken anlamının dışına çıkmaya başladı. Örtbas etme, sindirme ya da yüceltme gibi tarafsızlıktan uzak kelimelerle anılmaya başlandı medya. Bu özelliğiyle medyanın, spor camiasında da önemli bir araç haline geldiği aşikâr. Buna son zamanlardaki en büyük örnek belki de Beşiktaş’ın kazanmış olduğu iki kupanın gündemde sadece birkaç gün kalması ve hemen ardından basit bir transfer dosyası olan Mehmet Topuz transferinin uzun süre gündemi meşgul etmesidir. Birkaç Beşiktaşlı hariç kimse de bizim iki şampiyonluğumuz var, biz geçen senenin en büyüğüydük diyemedi. Herkes ortalama bir oyuncunun yüksek paralara mal olan ve iki büyük kulüp arasında sert bir çekişmeye sahne olan transfere odaklandı.Bu örnekten sonra asıl gündemimiz olan konuya geçmek istiyorum. Aziz Yıldırım ve medya!Aziz Yıldırım her zaman medyayı istediği şekilde yönetmesi ve istediği gündemi yaratmasıyla tanınmıştır. Bunun örnekleri çoktur. Fakat Haziran ayında Aziz başkanın medyayı yeterince kullanamadığı bir olay gerçekleşmişti.PAF Liginde Antalyaspor’un cezalı futbolcu oynatmasından ve olayın kısa sürede çözüme kavuşmamasından kaynaklanan bir sorundu bu. Fenerbahçe averaj ile Antalyaspor’un altında 2.sırada bitirmişti ligi. Fenerbahçe yönetimi bu olaya tepkisini göstermiş, ligin iptalini istemişti. O zamanlar dikkat ettiğim bir nokta vardı ki bu olay sadece birkaç gün, ufak yazılar halinde basında yer aldı. Televizyonda ise neredeyse hiç konuşulmadı. Aziz Yıldırım gibi bir gündemci nasıl oldu da bu olayı istediği şekilde büyütemedi anlamak biraz güç.Son zamanlarda basketbol camiasından bir doping olayı patlak vermişti. Efes Pilsen’de forma giyen Kerem Gönlüm’ ün doping testleri pozitif çıkmıştı. İşte bu noktada Aziz Yıldırım devreye giriyordu. Çünkü aynı, Antalyaspor olayındaki gibi burada da Fenerbahçe’nin hakkının yenildiği iddia ediliyordu. Doping testini yapıldığı tarih 14.06.2009. Bu tarih Efes Pilsen’in final serisinde 3–2 öne geçtiği tarihtir. Fenerbahçe deplasmanda oynadığı ilk iki maçı kazanmış ve ardından Efes Pilsen inanılmaz bir çıkış ile seride 4–2 öne geçmiş ve şampiyon olmuştu. Doping test sonucunun açıklanması elbette zaman almış, A ve B numuneleri sırayla incelenmişti. Geçen zaman içerisinde sonuç pozitif çıkmıştı. Yani Efes Pilsen dopingli oyuncu oynatarak 2–0 geriye düştüğü seride 4–2 öne geçmişti. Doping olayının yanında, özellikle Fenerbahçe tarafından haksızlık olarak yorumlanan, hakem kararları da bu seri de çok Aziz Yıldırım’ın bu olayın üstüne gitmeyen medyayı suçladığı ve kendisinin gideceği haberlerini okuyoruz. Gündem yaratmayı ve meşgul etmeyi çok iyi bilen Aziz Yıldırım bu sefer bu iş için baltasını biledi gibi görünüyor. Şimdilik birkaç hafif iddia ile başlayan bu olayın, yakında final serisinin iptali isteğine kadar gideceğine pek şüphe yok gibi. En azından bu konular konuşulacak. Tabii ki bunların hepsi Aziz Yıldırım’ın ne kadar bu olayın üstüne gideceğine bağlı. Ancak, bizim tanıdığımız Aziz Yıldırım, kazanmasına rağmen oynadığı futbolla sürekli eleştirilen bir takımı varken, basının takım ve taraftarlar üzerindeki olumsuz etkisini yok etmek için bu olayın üzerine gider.misafir yazar: walkan***not: bu yazı bana ait değildir, bu yazı bana ait değildir, bu yazı bana ait değildir... misafir yazar kategorisi altında yayımladığım bazı yazıların ısrarla ben yazmışım gibi yorumlanmasını anlayamadığım için böyle üç defa tekrar etme ihtiyacı hissettim. ve bir eleştiriniz varsa, yazının altında ismini cismini belirttiğimiz kişiye bu eleştiriyi yönelttiğinizi belirtirseniz mutlu olurum. hayır, çok ilginç yorumlar ve e-mailler geliyor. "sizin böyle bir yazı yazmanıza şaşırdım", "klasik uslübünüzün dışına çıkmışsınız" falan diyenler var. halbuki böyle her yazının altına, yazının başkası tarafından yazıldığını belirttiğim bir not düşüyorum, yazanın ismini yahut rumuzunu yazıyorum ama sanırım bazen dikkatten kaçıyor. bu arada yazı için teşekkürler walkan, dedikten sonra;Ortega'nın notu: Bu hususta Aziz Yıldırım olayın üzerine gitmelidir tabii ki de. O bakımdan yazıda belirtilen bazı noktalara katılmıyorum. Ayrıca medyanın da orası burası oynuyor arkadaş, onlar hakkında istisnalar hariç ne düşündüğümü gayet iyi biliyorsunuz zaten.. 
  • 25 / 09 / 2009