
8. Hafta Rijkaard; 25. Hafta Schuster25. haftadan kalan Bernd Schuster oldu. Beşiktaş'ta başarısız olan Alman, doğru olanı yaptı ve istifasını verdi. Schuster dışında Konyaspor ve Kasımpaşa son iki sıraya demir atarak haftanın kalanları oldu. Ligin geneline baktığımızda Eskişehirspor'un 6. basamağa oturması ve Sivasspor ile Bucaspor'un kazanması "sıradan" geçen haftanın maçı o kadar sıkıcıydı ki oyunun yarısından fazlasında uyudum. Ligin kötü iç saha takımı Manisaspor, geçen haftaki eksiklerinin dönmesine rağmen etkisiz bir futbol oynadı. Geçen haftanın yıldızı Ahmet İlhan yerini "esas" sahibine bırakmıştı. Hikmet Karaman gibi bir teknik adamdan bir hafta önce çok iyi oynamış genç futbolcusunu ödüllendirmesini beklerdim. Karşılaşmanın en ilgi çekici noktası 1992 doğumlu Tevfik Doğukan Pala'nın 11'de sahaya çıkmasıydı. İbrahim Üzülmez'in malum olaylar yaşadığı, İsmail'in sakatlık geçirdiği şu dönemde Doğukan, büyük bir fırsat yakaladı. Bu şansı doğru kullanırsa Beşiktaş kariyerini sürdürebilir ya da Trabzonsporlu Ferhat ve Ankaragücülü Uğur misali Anadolu takımlarında SSL kariyeri sürebilir. Fakat daha şimdiden büyük ümitler beslemenin ve futbolcu üstünde stres yaratmanın anlamı yok.Bursaspor şampiyonluk yarışında yavaş yavaş eriyor. Kardemir Karabükspor karşısında maça oldukça hızlı başlamışlardı. Çok da erken bir golle öne geçtiler. Şeklen her şey Bursaspor için uygundu ama önünü alamadıkları savunma zaafları İlhan Parlak'ın golü olarak geri döndü. Doğrusunu isterseniz, Bursaspor'un maçı çevireceğini düşünüyordum. Fakat ikinci devre, ilk yarının çok uzağındaydı. Neredeyse pozisyonsuz bir ikinci 45 dakika oynandı. Sonuç olarak Bursaspor çok önemli 2 puan kaybederek şampiyonluk yarışından -bana göre- koptu. Bursaspor'da irdelenmesi gereken şeyler var. Kulüpte ilginç gelişmeler yaşanıyor. Bina basılıyor, evraklara el konuluyor. İlerleyen haftalarda bir yönetim değişikliği görebiliriz. Sanki bir şeyler hazırlanıyor. Karabükspor, Emenike'sizliği mümkün olan en az zaiyatla atlattı. Nijeyalı'nın oynamadığı ilk maçta Kasımpaşa'ya yenilmişlerdi ama arkasından gelen 4 maçta 8 puan aldılar. Bu da Yücel İldiz'in önemini ve başarısını çıkışa devam dedi ve İBB deplasmanından 0-2'yle ayrıldı. Eskişehirspor, Bülent Uygun göreve geldikten sonra büyük bir ivme yakaladı. Bucaspor'la yaşadıkları her ne kadar hoş olmasa da 7. haftada 3 puanla devraldığı takıma 18 haftada 35 puan kazandırması gerçekleştirilmesi söylemesi kadar kolay olmayan bir başarı. Gelelim maça. Beklediğim oyun sahada yoktu. İBB anlaşılması zor bir performans sergiledi. Sahalara yeniden dönen Holosko, cismen sahadaydı ama bahsedilmeye değecek bir tesiri yoktu. Eskişehirspor da oyunu alıp götürmedi fakat daha akıllıydı. Burhan'ın enfes golü İBB'nin titrek fişini çekti. Bana kalırsa haftanın en güzel golüydü. Sezer'in penaltısı maçı orada bitirdi. İkinci yarıda İBB saldırmaya çalışsa da etkisizdi. Eskişehirspor farkı arttıracak pozisyonlar yakaladı, değerlendiremedi. Es Es'in ilk amacı ilk 6'ya yerleşip ekstra gelir elde etmek. Diğer hedefi dördüncülüğü alıp Avrupa vizesini cebe atmak. İkisi de olabilirliği yüksek şeyler. Eskişehirspor'dan asıl beklentim gelecek sezon için. Yönetimsel bir problem yaşanmazsa bu takım Sivasspor'un bir zamanlar yaptığını yapar ve şampiyonluğa oynar.Artık ligde şampiyonluğa oynayan iki takım var. Biri Trabzonspor, diğeri Fenerbahçe. Bu ikiliyi tartıya çıkarttığımda Fenerbahçe futbol anlamında bir hayli ağır basıyor. Aslına bakarsanız ilk 17 maçta durum tam tersiydi. Ne olduysa devre arasında oldu. Psikolojik oyunlara karşı koyamayan Trabzonspor yönetimi, teknik heyet ve futbolcularını koruyamadı. Futbolcular gün geçtikçe gerginleşmeye başladı ve sonuç olarak iç sahada maç kazanamayan bir takım ortaya çıktı. Bu saatten sonra gerginliğin bitmesi, futbolcuların ilk devredeki rahatlığına dönmesi çok zor. Eğer iki takım arasındaki rekabet böyle sürerse Trabzonspor'a bolca şans gerekecek. Çünkü düşüş kolay kolay durdurulamayacağa benziyor. Bunların üstüne bir de Onur'un sakatlığı eklendi. Burak Yılmaz'la birlikte takımın en formda oyuncusu olan Onur sezonu kapatarak yerini Tolga'ya bıraktı. Tolga deneyimli bir kaleci. Açıkçası şampiyonluk yarışını kalecilerin belirleyeceğini zannetmiyorum. Tolga da bir şekilde görevini yapacaktır. Kasımpaşa, yarıştığı 4'lü grubun zirvesinde yer alan Sivasspor ve Bucaspor galip gelip kendisi kaybedince zaten az olan şansını iyice dibe vurdurdu. Geçen hafta yeniden iddialı konuma gelebilmeleri için üst üste 2 kez kazanmaları gerek demiştim. Bu hafta 2'yi 3 yapıyorum. Gelelim maça. Trabzonspor kötü oynayarak kazandı. Kasımpaşa'nın tek eksiği goldü. Hakemler maça yine damga vurdu. Aslında Trabzonspor için yazdığım kötü şeyler, Kasımpaşa karşısında varlığını bir bir gösterdi. Lig sonuncusu şampiyonluk yarışı veren rakibine hem de kendi sahasında ecel terleri döktürdü. Yazdığım gibi kalan 9 haftada Trabzonspor'a ya şans ya da ciddi bir silkinme gerekiyor.Haftanın en kötü maçı Manisaspor-Beşiktaş maçı mıydı yoksa MP maçı mı kararsız kaldım. Bol gol beklediğim maçta, MP Antalyaspor'un ilk yarıdaki cılız atakları dışında adeta pozisyon yoktu. Üstelik iki takım da açık oynamaya çalışıyordu. TFF maçtan önce iki takıma gitse ve 0-0'a bağlayalım, olur mu dese ancak böyle bir karşılaşma oynanırdı. Bu puan, iki takım için de değeri olmayan bir puan. Kazanan taraf kendini 30 üstüne taşıyacaktı ki 30 üstü demek, küme düşme hattıyla aradaki kapıyı tamamen kapatmak demekti. MP Antalyaspor ile Gençlerbirliği bir şekilde kümede kalır hatta ciddi anlamda düşme korkusu bile yaşamaz ama bu futbol iki takıma da yakışmadı. İnanması güç bir karşılaşma sonunda Ankaragücü, Galatasaray'ı 3-2 yendi. Böyle bir mağlubiyet ancak böylesi trajik bir sezonda yaşanabilirdi. Ankaragücü kazandı ama çok da iyi oynamadı. Mesut Bakkal 2'de 2'yle gidiyor. Takıma kattığı şeyler muhakkak vardır ama son 2 haftada ligin en kötü takımlarıyla oynadıklarını unutmamak gerek. Maçın kahramanı Slovak forvet Sestak'dı. Almanya'dan kiralanan oyuncuyu gelecek sezon takımda tutmak kolay olmayacak. Gerçi Vittek için de hemen hemen aynı şeyleri söylemiştik. Vittek'in bonservisi pek hayır getirmedi, orası başka!Galatasaray'daki çöküş "tez konusu" olabilecek bir durum. Kötü gidişin nedenlerini UEFA Kupası zaferinden başlayarak bulabiliriz. Yaklaşık 10 senedir rüzgar ne taraftan eserse o tarafa doğru yönetilen Galatasaray'da tekerlek artık patladı. UEFA zaferinden sonra yalnız Lucescu döneminde dengeli bir yönetim yapısı olduğu söylenebilir. O dönem dışında günlük başarılar Galatasaray'ın geleceğini belirledi. İcraatları çok beğenilen Haldun Üstünel'in futbolu yönettiği dönem bile buram buram popülizm kokuyordu. Arda kaptanlığa ne zaman getirildi?.. Adnan Sezgin yanlış zincirinin önemli bir halkası oldu sadece. Galatasaray gelecek sezon her şeye sıfırdan başlayacak. Sağlıklı bir temel için Hagi de Adnan Polat yönetimi de ufaktan ufaktan yol almalı. Bu değişiklikler, özellikle yönetim kurulu değişikliği mayıs, haziran ayına bırakılırsa Galatasaray gelecek sezonu da çöpe atar, benden söylemesi.Bucaspor, Gaziantepspor'u yenerek hayati bir galibiyet aldı. İkinci devrenin Fenerbahçe'yle birlikte en formda takımı G. Antep de böylece ikinci 17'deki ilk mağlubiyetiyle tanıştı. Buca'dan başlayalım. Bucaspor ligimizin yerel tat veren tek takımı. Bank Asya'da, TFF 2. ligde, TFF 3. ligde alışık olduğumuz tribün görüntüleri Buca Arena'da da sahneleniyor. İşte bu sıcak ortam, deplasmana gelen takımları oldukça zorluyor. Eskiden yani stadlarımız Avrupa takımları için ciddi bir deplasman konumundayken aynı havayı İnönü, Saraçoğlu, Ali Sami Yen, Avni Aker'de de yakalardık. Ne zaman ki takımlarımızın burnu büyüdü, stadyumlardan o sıcak hava silindi gitti, Avrupa takımları cennet kıvamında Türkiye deplasmanları yapmaya başladı. Keşke o ortam yeniden oluşabilse.Bucaspor için her zaman söylediğimi bir kez daha söyleyeceğim. Bu takım eli ayağı düzgün futbol oynuyor. Sahada ne yaptığını bilen futbolcular var ama bu çoğu zaman, özellikle deplasmanlarda işe yaramıyor. Bucaspor'un ligde kalması için içeride oynayacağı 5 maçtan minimum 12 puan alması gerek. Aslına bakarsanız, 12 puan da işlerini görmeyebilir. İçerideki 5 maç sırasıyla Sivasspor, Karabükspor, Fenerbahçe, Trabzonspor ve Kayserispor'la. Fenerbahçe ve Trabzonspor'u görünce 12 puan hayale dönüşüyor. Bu yüzden dışarıda oynayacakları 4 maçtan yani İBB, Ankaragücü, MP Antalyaspor ve Manisaspor'dan 3 ile 6 arasında puan çıkartmaları şart. Gaziantepspor 4.lük için önemli bir fırsat tepti. Penaltıları verilmedi doğru ama bariz bir düşüş göze çarpıyordu. Toparlandıkları takdirde 4.lük şanslarını Kayserispor'dan daha yüksek görüyorum. 26. haftadaki İBB maçı ciddi bir sınav olacak. Sivasspor gereğini yaptı ve kazandı. Bir şekilde toparlanacaklarını uzun süredir söylüyordum ve nihayet toparlandılar. Son 3 haftada 6 puan topladılar. Onların problemi de Bucaspor'a benzer. Son deplasman puanını 15. haftada Ankaragücü'nden almışlar. Bu hafta Buca Arena'da kaderlerini çizecek bir maça çıkacaklar. En azından 1 puan almak mecburiyetindeler. Maça dönersek keyifsiz bir maçtı. Sivasspor, golü erken bulunca hücum hattını fazla zorlamadı. Kayserispor'a oynayacak alan bıraktı. Kayserispor'sa tipik sezon sonu düşüşünü yaşıyor. Alternatifi az kadroda böyle şeyler yaşanması doğal. Amrabat ve Ziani'yle savunmayı delmeye uğraşsalar da başarılı olamadıkları skorborddan belli. Ne kadar doğru bilmiyorum ama Amisulashvili'nin ardından Zalayeta'nın da ayrılacağı konuşuluyor. Süleyman Hurma yıldız yabancıları Kayseri'ye getirirken yaşamadığı zorluğu onları şehirde tutarken yaşıyor. Gelelim Kayserispor'un klasik sezon sonu düşüşüne. Kayserispor genç futbolcular ve gurbetçiler ağırlıklı bir takım olduğu için ilk 11 normal şartlarda bozulmuyor. Sakatlıklar ve diğer sebepler beli bükünce ortaya alternatifi az bir yapı çıkıyor. Bu da sezon sonu yaklaştıkça düşüşü beraberinde getiriyor. Geçen sezon da böyle olmuştu, bu sezon da oraya doğru bir gidiş var. İlerleyen haftalarda Gaziantepspor'un Kayserispor'u geçeceğini düşünüyorum. Hatta Eskişehirspor bile 4.lük yarışına katılabilir.Haftanın son maçında Fenerbahçe, skorca zorlanmış gibi gözükse de oyun olarak fazla hırpalanmadan Konyaspor engelini aştı. Konyaspor'dan başlayalım, Yılmaz Vural çok defansif bir 11'le sahaya çıkmıştı. Öyle zannediyorum ki ilk yarıyı 0-0 tamamlayıp ikinci yarıda hücum silahlarını oyuna alacaktı. Ama 15. dakikadaki gol tüm planları bozdu. Defanstan top çıkartma kabusunun böyle bir sonla biteceği belliydi. Fenerbahçe yaptığı sağlam hücum presle Konyaspor'un titrek savunmasını yerle bir etti ve hak ettiği golü buldu. Fenerbahçe çok iyi bir ilk 45 dakika çıkardı. Emre ve Niang'la başlayan önde baskı birçok pozisyon yarattı ama Stoch çoğunu Pawelek'in üstüne vurarak harcadı. Pozisyona giren futbolcu bence iyi oynamıştır. Bu sebepten Stoch da iyi oynadı ama gerginliği yüzünden okunuyordu. Bana kalırsa Aykut Kocaman'ın Stoch değişikliği yanlıştı. Ağzı öyle söylemese de 64. dakikadaki kararı Stoch'a direkt "sana güvendim, sen de güvenimi boşa çıkarttın" mesajı verdi. Bu sezon için Stoch'dan hayır beklemek -bence- hayal.Fenerbahçe zirve mücadelesi veren takımların en iyisi. Sebebi açık, geriden gelmesi. Yani liderlik stresini uzun müddet yaşamaması. Trabzonspor'un karşı karşıya kaldığı psikolojik savaşı Fenerbahçe yaşasa onlar da dağılabilirdi. Ama ilk yarıdaki kötü futbol bir bakıma şansları oldu. Bu hafta derbi var. Güç dengesinin bu kadar açık olduğu bir derbiyi daha önce görmemiştim. Derbinin öneminden bahsetmeye lüzum yok. Çünkü taşıdığı anlam belli. Sadece bir şey söyleyeceğim: TT Arena'dan Galatasaray galip çıkarsa Trabzonspor'un aradığı "silkinme" Oyuncusu: Stanislav Šesták (Ankaragücü)Haftanın Teknik Direktörü: Bülent Uygun (Eskişehirspor)Haftanın Maçı: Ankaragücü - GalatasarayHaftanın En Zevksiz Maçı: Manisaspor - Beşiktaş / MP Antalyaspor - GençlerbirliğiSSL'de 25. Haftanın 11'i:
- 11 / 04 / 2011



Etiketler
Popüler Etiketler
- futbol (530)
- spor (326)
- calcio (235)
- galatasaray (169)
- fenerbahce (166)
- saglik (160)
- foto (140)
- genel (108)
- massimo (90)
- saglikbilgileri (84)
- turkcellsuperlig (80)
- genelsaglik (67)
- beslenme (64)
- video (62)
- besiktas (54)
- sampiyonlarligi (53)
- yasam (51)
- diyet (49)
- blog (49)
- medya (49)
